"Sevdiniz işte alın koşturun. Aha size son atım"
"Cahit Zarifoğlu-Çölde Gizli Bezginler"
Tedirgin ruh halinin şimdilerde vasata dönüşecek denli yeryüzünde baskınlığını ilan
edişi. Bu, bir biçim takıntısı. Anlamsız olması önemli değil. Her şey, şu anda
bir istasyonda bir ayağı trende ve bir ayağı henüz aşağıda, istasyonda olan
birinin kararsızlığı üzerine. Yani şöyle bir bakıyoruz; her yerde Tanrı’nın
varlığına veya yokluğuna dair icat edilmiş bir ton zırva. Şahsi bir düşünceyi
burada zapt etmek niyetinde değilim fakat bu işin doğası gereği böyle olmak
zorunda. Yani tüm bu noktalama işaretleri ve tüm o diğer cümlelerin ifadeye
dönüşmesi falan bana ait olacak. Dolayısıyla beş para etmez. Yani ehil olmak
işi artık ayağa düştüğüne göre bu böyle. İşi ehline verelim. Peki hangi işi?
Derinleşilen ve süratle ileriye götürülen, geliştirilen yanlışlıklara ehil
olmak. Tevazuya gerek yok. Herkesin kalbinden geçen, aklından geçen şeyler var.
Sadakatle ısrar ettiğimiz şeyler bizi mahvediyor. Artık cinayetler ve ölümler
günlük rutini ve arzuları zamansız bozan ve konforu berbat eden şansızlıklar
olarak kabul ediliyor. Ben de o kadar çok kapının arkasında saklanmak istiyorum
ki. Korkudan sıtkım sıyrıldı. Yeniden kıpırdanmak artık çok ağır bir iş. Sadece
burada, bu yalnızlığın içinde mertçe ısırabiliyorum kendimi. Bir sobanın yanına
çökmüş kitap okuyan küçük bir kız geliyor gözümün önüne. Sanki tüm evrende bir
tek ona her şeyi anlatabilirmişim gibi geliyor. Canilik üzerine sohbet
edebiliriz belki veya nedenlerden niçinlerden konuşabiliriz. Bu artık yalnızca
zamanın olmadığı yerde önemli oluyor. Renklerin her birini ellerine ve
omuzlarına yayabilen insanlar, gözleriyle tüm gezegene şöyle uzaktan bir bakış
fırlatıp katladığı hayranlığını elinden düşürmediği tespihe indirgeyebilen
insanlar. Sahici bir şaşkınlıkla çığlıklar atabilen veya ne bileyim yeni açmış
bir gül gördüğünde onunla alakalı konuşabilen insanlar. Ticari bir kaygı
olmadan tabii. Şimdi bu çağda, sararmış zihniyetler tarafından iskontoya tav
edilmiş kaymak takımı, memnuniyetsiz bakışları ve sonsuz tamahları ile hiç
müzik ve şiir içermeyen, yalandan aydınlık bir minvalde incecikten ziyan
olurken buna hiçbirimiz üzülmüyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder