27 Ocak 2017 Cuma

TEDİRGİN YAZILAR II

          “- Ama konuşmuyor
            +Evet, bu iyiliğin dili"
         “Albert Camus-Amerika Günlükleri”


Bak, burada bir sataşma var. Var diyorum tartışmasız. Kaçıncı kez daha iyi bir üzülmeye içimi hazırlıyorum. Öyle gerçek hayattan örnekler yok ki burada. Mesela aklım başımda bir vapura binmedim İzmir’de. Yahut kocaman bir Ayasofya için telaş olmadım. Öyle Sultanahmet meydanında bankların birinde otururken dedim ki, “şu yapıya bakarken ağzının suyu akan biriyle tanışmak isterdim.” Değişik veyalamalar yapılabilir. Takır tukur yazılan kelimeler bunlar. Daha detaylı incelenmesi imkansız, katmansız bir sığlık. Bir salaklığın tekrar ve tekrar peydahlanması ve vazgeçilmesi kesinlikle muhtemel. Varlığa dair her an, her süreç, belli bir mizaçla süreksiz ve uydurmadır. Minnet ihtiyacıyla yanıp tutuşan bir sığışmaya doğru gidiyorum. Burada, aşağıda bir yerlerde, incecik bir örtü altında derin bir çukurun içinde, olmaması gereken çığlıkları atıyorum. Yine de, burada da bazen kaldırımlara ve merdivenlere rastlıyorum. Henüz kimseye bunlardan bahsetmiyorum. Aklıma her düşeni söylemek zorundaymışım gibi. Hah! Telafisi mümkün olmayan hiçbir şeyin olmayışı yüzünden şikayet eden her yaşayış biçiminden saklanıyorum. Sana hiç baktım mı? Hayır! Sadece bazen müzik dinlerken sesini duyar gibi oldum. Gayr-ı ihtiyari kendimden geçmelerim ile belki sakıncalara sebep olmuşumdur. Burada yalnızım. Hayır değilim. Bak bunu unutmuşum. Hemen ellerimle yüzümü kapıyorum. Defalarca söyledim böyle şeyleri şişelere doldur diye. Fakat karanlıkta göremiyorum ki. Halılar kirlenmiş artık. Yeniden birileri gelecek sanırım. Daha zor da olabilirdi. Bitti. Düğüm olan hiç bir şey yok. Bir sahipliğe köle olmadan ve örtüyü hiç kaldırmadan geçen onca zamandan sonra biraz duruldu gibi burası. Çıksam mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder