Karmaşık bir şey değil aslında yaşamak. Bir kaç kez denenmiş, yıkılmış ve tekrar inşa edilmiş, sağlamlaştırılmış iradeler halinde göçüyor olmalıydık. Tekrar bir günün başlaması ve yeniden bir göç daha.
Gerçek artık olağan ve sıkıcı. Sanrıların sarhoşluğu bizi daha akıllı hale getirmiyor. Hemen bir olay daha olsun. Bir daha. Sadistçe. Yeşilliklerin içinde uzunca bir işkence düşü. Benim kapı aralığından gördüğüm, nacizane ve karamsar olarak budur.
Cehaletimin kendi ruhumda nihai baskınlığını ve liderliğini ilan edişini seyretmek zorunda oluşum, burun kıvırmalarım ve bu oturuyor olma durumum yeterince bezdiriyor beni. Tabii biraz daha yavaş hale getirebilirim bu olayları. Bakın, yeteneklerim var. Onca ağrı, kesif, mide bulandırıcı koku ve kalabalıklara rağmen bununla övünmek mümkün. Pekala çağın, kendine tapınmayı asalet sayan, yapış yapış aydınları bun pek mükemmel biçimde ispat etmiş.
Bana laf düşmez. Uzun süredir bunu tekrar etmiyorum ama oturduğum yerden ulaştığım ilk hakikat bu olabilir; Bana laf düşmez. Ben değilim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder