Yerin altından fışkıran bakır zırhları toynaklarımla ezdim.
Zahid ve kumaş takıntılı iri yarı kabartma senyörler geldi
Sulhu tarumar ettiğim için hakkımda menfî kararlar verdiler
Karar suretleri gece bekçilerine dağıtılmak süretiyle yayıldı.
Ezan okundu üst katlara çıktım.
Zırhları yeniden ezdiler çoğlattılar
Sırtımdan eğri büğrü yılanlar inip geldi
Bu arzda bir halkın arasına karşıtılar
Hepsinin birer derdini ısırdılar güldüler
Birkaç ısırgan otu karşılığında salıverildim
Yalandan tevazunun içinde tepindim durdum
Tırnaklarımın altında devasa çiviler
Yeniden bir açıklık buldum sanarak
Daha hızlı süründüm, yündüm, arındım
Maişeti ızdırabın önüne koymuş avcılar
Hüzne kallavi ıslıklarla karşı koydular
Sert naralar eşliğinde aydınladı gece
Gecenin içine tuhaf bir handa uyandım
Ağzıma dolan günahları gördüm
Bu defa akrepler geldi durdu
Kuyruklarında kahkaha sesleri
Simsiyah koştum kanatlarım kanadı.
Kanatlarım sıcak suda haşlanmadı
Tevatürün ebediyete mağlubiyetini izledim
Yanık bir tepenin ardından
Sırf kalbin daha hırsla cömertleşmesi adına
Yalnız o kimileri denilen temaşa kitlesine
Vakitsiz bir amel temayülü saçılsın diye
Küsmek hakkım değil ama yüzüm
Asılmak zorunda.
Akşamları da fenalaşan bir gayri toprak mahsülü histeri
Sancısından kült ruh yarılmaları duyuluyor
Sahteliğin curcunasına ben de eğilip kalktım tabii
Burada bu sarı işaretleri yoksaymak ne haddime
Uhrevi takunyaların üzerinde tozdan kaybolmuşlar
Onlar, vecd içinde mağrur yürüyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder