10 Ekim 2017 Salı

Çağrışımlar-II

İşin lügatından çıkamıyorum bir türlü. lafzın derininde kıpırdanan o irade bekçisini güzel kokulu bir tütsüyle karşılayamıyorum. Buyur edip ceplerimden ne çıkarsa ona sunamıyorum. Olmuyor. Olsun.

Liyakat ehliyle aramdan sivri dağlar geçiyor. Onlar da kıpırdamıyor ben de. Nereye gitmiyoruz bilmiyorum. Yıldızlar ne anlama geliyor bilmiyorum. Avuçlarımda muhteşem yaralar var. Kocaman oyuklardan fırlayan koyu kahverengi bir kan eşliğinde üstün bir sızı duyuyorum. Şimdi iki elimi yüzüme kapatıp o oyuklardan içeri girmeye ve kaybolmaya çalışıyorum. Yüzümde kılıksız bir gülümseme oluşunca devasa bir melek önümden geçen sivri dağlardan birini kaldırıp bana nişan alıyor. Yüzümdeki kanı yine kanlı ellerimle silmeye çalışınca her şey daha kötü oluyor. "Dur!" diyorum, "Yapma lütfen." Korkudan dizlerim titriyor da sonra o dizlerime irili ufaklı taşlar çarpıyor. Kocaman dağın önünde diz çöküyorum. Bir şey görmüyorum. İncelmiş bir letafetin parlak, sarı kokuları değiyor burnuma. Dağın öte yanından bir aba parçası uçuşmuş da burnumun ucuna düşmüş. Ona sarılıyorum, her yerime sürüyorum. Sonra havadaki dağa doğru bağırarak "Yapma" diyorum. Yapmıyor.

Şapkamı çıkartıp çürümüş masanın üzerine bırakıyorum. Saçlarımı dağıtıyorum. Biraz bekliyorum. Bir şeyi bekliyorum. Dirseklerimi masaya dayayıp uzaklara bakıyormuşum gibi yapıyorum. Anlık kabalıklar ve anlık zarafetler görüyorum. Beklemeye devam ediyorum. Gökyüzünün solmasını ve yıldızların çoğalmasını görüyorum. Keskin hatlı yarıklar açılıp kapanıyor. Dönüp denize bakıyorum. Karanlık ve ağzına kadar dolu. Her dalga sesini bir sürtme sesine benzetiyorum. Sanki birinin sırtına kocaman bir kayayı bağlmışlar da adım adım, geberir gibi o kayayı çekiştirmeye çalışıyor. Ayakları, elleri kan içinde. Salakça bir sonsuzluğun içinde kıvranıyor. Gözlerimi kapattığımda onu görüyorum artık. Neden bilmem, onu gördüğüme seviniyorum. Beyaz, ışıldayan fakat içinde kocaman siyah oyuklar olan avuçlarını görüyorum ve o oyukların içinde sarkmış kalın ipleri. Bitmeyen bir hırsla o kayayı çekmeye çalışıyor. Ben de o çekebilsin diye içten içe hırslanıyorum. Suların içinde günahların ışıltısından ıslak bir çember oluşmuş, sırtındaki mahrem dehlizi o çemberin güneşi zannediyor. Küstah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder