30 Mart 2018 Cuma

Çağrışımlar - III

İkindi vakti.
Vakit kelimesinin göze en hoş göründüğü gün parçası. Çoğu zaman, ben bu kelimeden korktum. Kendimi küçük ve beyaz fayanslarla döşenmiş kirli bir odada bulduğumda duvarlarda o kelimeyi asla görmek istemedim. Bir takım ağız hareketleri beni durup durup yine bu kelimeye tevessül ettirdiğinde hep kalbim ağzımda attı. Ben, belki sonusuzuncu defa yalan söylemediğim ümidiyle sesli sesli konuşurken bir biçimde nasıl oluyorsa söz hep ikindi vaktine geldi. Yine nal sesleri duydum, bir yığın sarı rüzgar, çürük kum tanelerinin savrulması ve gereken ne ise, ne nasıl devam etmesi gerekiyorsa onlar...

Sahici akşamların birinde kendimi ensemden tutup yakaladığım olmuştur elbet. Fakat bir hainle beraber yaşadığım gerçeği beni daha çok kilitli çekmecelere doğru itekliyordu. İşin aslı, bir yığın zırvanın içinde kendimi pırıltılı görmek isteği. Her şeyin işe yaramaz ve saçma olduğu varsayımını koşulsuz kabul etmişim gibi tövbeler olsun. Şimdi ben tutup kime ne sorsam, bana elbet sen haklısın diyecek. Resmi olarak kendimi itaatin içinde görebildiğim pek yok fakat ben, orada olmak istiyorum. Fikrim engellenemez tabii ama ben, adımlarımı çok seyrek atıyorum. Yeniden parmaklarımı bantlamak istemiyorum diyemiyorum. Ben şimdi küçücük odanın küçük, diktörtgen pencersinde bu ikindi vaktine içten bir boyun bükmek istiyorum ama tavandaki kanca ödümü patlatıyor. Umarım kimse uyanmaz. Ayaklarım üşüyor.

Ben aslında siyah beyaz bir gülüşü çok önceleri hayal ettim. Hatta o gülüşten bir hapishane icat edip orada sigara içtim durdum. Tüm zamanım bir hayaleti beklemekle geçti. Gözlerim acıyana dek duvarları  izledim. Sırf küçücük çatlaklardan sızıp gelmek ihtimali vardı diye. Gelip gelmediğinin bir önemi yok. Yavaş yavaş göğü sevmeye başladım. Kızıllaşmış, acı çeken fakat acısına razı gökyüzü. Bir ferhalama durağı olarak değil ama ne olduğunu da tam olarak bilemiyorum. Bir tür ölümü çağrıştırıyor işte. Bazı cümleleri kıvama getiren, kimisine karşı yalın kılıç karşı duran ve çoğu zmaan kederli bir kavram diyebilirim belki. Bilemiyorum. Kendi zırhlarımndan arınıp da ortaya çıkarsam, daha açık konuşabilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder